Ortama girdiğinde yanında görünmez bir sis makinesi çalışıyormuş hissi uyandıran, gözleriyle hem üç eski aşkın yasını tutup hem de gelecekteki romantik ihtimallere fragman hazırlayan kadın sahnede: Balık burcu kadını! Bir kulağında melankolik şarkılar, zihninde alternatif bir evren, çantasında yarım kalmış notlar ve açıklayamadığı bir iç sıkıntısı… Daha sabah kahvesi soğumadan hayatın anlamını, insanlığın acılarını ve neden o mesajın hâlâ gelmediğini aynı anda düşünebilir.
Balık kadınının dünyasında gerçekler vardır elbette; yalnız bazen hayal gücü gerçeklerin üstüne ince bir tül perde çekip ortamı romantik klibe dönüştürür. Merhameti geniş, duyguları derin, dikkati başka boyutlara geçiş yapmaya müsaittir. Şimdi zodyakın en hassas ruhlarından birini, gözyaşından şiir, sıradan bir bakıştan üç sezonluk aşk hikâyesi çıkarabilen o Balık kadınının kendine has halleriyle tanıyalım.
1. Gerçek Dünyanın O Acı Gürültüsünden Kaçıp Kendi Alternatif Masal Evreninde Yaşayanlar
Balık kadını için dünya bazen fazla gürültülü, fazla sert ve gereğinden fazla “gerçek” olabilir. Bu yüzden zihninde kendine küçük bir kaçış kapısı açar. Otobüste camdan dışarı bakarken dalıp gitmişse boş boş bakmıyordur; muhtemelen zihninde yağmurlu Londra sokaklarında yürüyen, fon müziği kusursuz seçilmiş bir filmin başrolüdür. Durağı kaçırması da senaryodaki küçük bir sanat yönetimi hatasıdır.
Hayal kurmak onun için yalnızca oyalanma değil, dünyayı sindirmenin bir yoludur. Bir kitap, bir şarkı ya da pencereden görünen bulut, onu bulunduğu yerden alıp bambaşka bir ruh hâline taşıyabilir. Fakat bazen zihni o kadar uzağa gider ki karşısındaki insan üçüncü kez “Beni dinliyor musun?” diye sormak zorunda kalır. Balık’ın bedeni masadadır; ruhuysa bilinmeyen bir kıyıda, kayıp uygarlıkların duygusal arşivini düzenliyor olabilir.
2. Başkalarının Acısını Kendi Canından Çok Önceleyen O Devasa Empati Canavarları
Balık kadını, sokakta ürkekçe yürüyen bir kediyi görüp bütün gün onu düşünebilir. Haberde ağlayan bir yabancının derdi içine oturur; arkadaşının yaşadığı ayrılık ise takviminde resmî yas ilan edilmesine neden olabilir. “Ben iyiyim” dese bile başkasının sesindeki en ufak çatlağı fark eder. Empati radarı o kadar hassastır ki bazen ortada sorun yokken bile herkesin duygusal hava durumunu kontrol eder.
Bu şefkat, onu insanların yanında güvenilir bir limana dönüştürebilir. Dinler, anlamaya çalışır ve birinin yalnız hissetmemesi için kendi zamanından, enerjisinden vazgeçebilir. Ne var ki herkesi kurtarmaya çalışırken kendisini cankurtaran botunun dışında bırakma riski vardır. Üstelik iyi niyetli olmak, karşısındaki herkesin iyi niyetli olduğu anlamına gelmez. Balık’ın ara sıra “Onun da zor bir çocukluğu olmuştur” diyerek her davranışa mazeret üretmek yerine, kendi sınırlarını hatırlaması gerekir. Merhamet çok güzel şeydir ama ücretsiz sınırsız müşteri hizmetleri olmak zorunda değildir.
3. İlişkilerde Ruhunu Tamamen Mühürleyen, Sınır Tanımayan O Tutkulu Romantikler
Balık kadını aşka biraz da yönetmen koltuğundan yaklaşır: Işıklar yumuşak, müzik yerinde, bakışlar anlamlı… Karşısındaki kişi yalnızca “Eve vardın mı?” diye mesaj atmıştır ama Balık çoktan bu sahneye duygusal bir fon müziği yerleştirmiş olabilir. Çünkü onun için sevgi, küçük anların içine büyük anlamlar saklayabilmektir. Birlikte dinlenen şarkı, hatırlanan bir ayrıntı ya da içten bir sarılma, uzun süre zihninde yaşamaya devam eder.
Gerçekten bağlandığında sıcak, fedakâr ve romantik olabilir. Sevdiği insanın kusurlarını anlamaya çalışır; ilişki kötü bir dönemden geçtiğinde hemen vazgeçmek yerine aradaki bağı onarmak isteyebilir. Ancak bazen karşısındaki kişiyi olduğu hâliyle sevmekle, olmasını umduğu kişiye âşık olmak arasındaki çizgi bulanıklaşır. Birinin potansiyelini sevip mevcut davranışlarına gözlerini kapatırsa, sonunda ilişkiyi iki kişi değil, kendisiyle hayalindeki karakter yürütüyor olabilir. Romantizm şahane; ama partnerin senaryodan haberi yoksa prova tek kişilik kalır.
4. Mantığın Hüküm Sürmediği, Tamamen Sezgilerle ve Rüyalarla Yönetilen Bir Hayat
Balık kadını bazen bir insanı ilk gördüğünde içine bir his doğduğunu söyler. O hissin nereden geldiğini açıklaması istendiğindeyse kanıt dosyası yerine yüz ifadesi, ses tonu, rüya ve “Bilmiyorum, öyle hissettim” cümlesini sunabilir. Kimi zaman gerçekten ince ayrıntıları fark ediyordur; kimi zaman da zihni eksik parçaları kendi hikâyesiyle tamamlıyordur. İkisi arasındaki farkı anlamak, özellikle büyük kararlar alırken işe yarar.
Astrolojiye, sembollere, rüyalara veya mistik konulara merak duyabilir; tesadüflerde anlam aramak ona ilham verir. Ama iç sesini dinlemekle her kaygıyı evrenden gönderilmiş acil bildirim sanmak aynı şey değildir. Bir iş teklifini yalnızca kötü bir rüya yüzünden reddetmeden önce koşulları incelemek, Balık’ın şiirsel ruhuna ihanet sayılmaz. Evren mesaj gönderiyorsa bile bazen ekinde sözleşme ve bütçe tablosu da bulunabilir.
5. Sorumluluklardan Köşe Bucak Kaçan, Akışına Bırakmayı Felsefe Edinenler
Faturalar, evrak işleri ve son teslim tarihleri Balık kadınının zihninde çoğu zaman romantik bir karşılık bulmaz. O, hayatın akışına güvenmeyi sever; nehir nereye gidiyorsa oraya süzülmenin bazen en doğru yol olduğuna inanır. Sorun şu ki nehir bazen doğrudan ödenmemiş faturaların şelalesine dökülebilir. “Yarın hallederim” cümlesiyle başlayan küçük ertelemeler, bir bakmışsınız kendi çapında festival düzenlemiştir.
Yaratıcı işlerde esnekliği ve sezgileri ona avantaj sağlayabilir. Katı kurallar arasında sıkışmaktansa kendi yöntemini bulduğunda çok daha iyi çalışabilir. Fakat akışa bırakmak, bütün işleri görünmez bir yardımcıya devretmek anlamına gelmez. Takvime hatırlatıcı koymak, işleri küçük parçalara bölmek ve son tarihi beklemeden başlamak, hayal gücünü öldürmez; aksine ona rahatça dolaşabileceği alan açar. Balık her şeyi aynı gün çözmek zorunda değil, ama yapılacaklar listesinin de gelgitlerle kendi kendine küçülmesini beklememeli.
6. Gece Yastığa Başını Koyduğunda Dünyanın En Melankolik Şarkılarına Sığınanlar
Gündüz neşeli, anlayışlı ve herkese yetişmeye çalışan Balık kadını, gece sessizlik çöktüğünde zihnindeki eski dosyaları açabilir. Yıllar önce söylenmiş bir söz, yarım kalmış bir konuşma veya artık hayatında olmayan birinin hatırası bir anda yeniden belirir. Ardından uygun şarkı seçilir, oda ışığı kısılır ve sıradan bir salı akşamı duygusal bağımsız sinema festivaline dönüşür. Bir şarkının nakaratına gelmeden önce üç ayrı anıyı hatırlaması da kuvvetle muhtemeldir.
Duygularını sanatla, müzikle, yazıyla veya yalnız kalarak işlemek ona iyi gelebilir. Hüzün bazen yaratıcılığını besler; hissettiklerini kelimelere ya da renklere dökerek iç dünyasını anlamlandırabilir. Yine de her gece geçmişin yönetmen koltuğuna oturmasına izin verirse sabah kendisini uykusuz ve duygusal açıdan yorgun bulabilir. Balık kadını başkalarının kalbini incelikle kolladığı kadar kendi kalbine de özen göstermeli; çünkü herkesin hüznünü taşıyan o geniş okyanusun zaman zaman sakin bir kıyıya ihtiyacı vardır.
