Dışarıdan bakıldığında çelikten kaleler örmüş, mesafeli ve ne düşündüğünü asla belli etmeyen bir iş adamı gibi duran ama eve girdiği an kedisine ninni söyleyen o gizli yumuşak kalpler sonunda sahneyi devraldı! Zodyak’ın en alıngan, en anaç ruhlu ama bir o kadar da sevdiklerini korumak için kaplan kesilen Yengeç burcu erkeği, elinde nostaljik albümleri, aile fotoğrafları ve gerektiğinde devreye soktuğu o meşhur dondurucu sessizlik silahıyla aramızda yerini alıyor. Dışarıdan bakınca ciddi, kontrollü, hatta zaman zaman biraz ulaşılmaz görünür; fakat işin içine ev, aile, sevdiği insan ve geçmiş anılar girdiğinde o sert adamın içinden bambaşka biri çıkar. Bir anda çocukluk hatıralarını anlatmaya, eski fotoğrafları göstermeye ve “Bizim evde de böyle yapılırdı” diye başlayan hikâyelere geçebilir. Duygusal dalgalanmalarıyla etrafındakileri bir an 90’lar Türk filmi dramına, bir an neşeli aile komedisine sürükleyen Yengeç erkeğini anlamak için bazen söylediklerinden çok, söylemediklerine bakmak gerekir. Çünkü o, kızdığında da üzgün olduğunda da her zaman açık açık anlatmaz. Bazen sadece susar. Ve o sessizlik, konuşmaktan daha uzun sürebilir.
1. Dışarıdan Sert Kabuklu Istakoz, İçeriden Pamuklara Sarılmış Hassas Bir Kalp
Yengeç erkeğini ilk tanıdığınızda duygularını masanın üzerine koyup “Buyurun, inceleyebilirsiniz” şeklinde biriyle karşılaşmazsınız. Tam tersine, kendisini korumak için kalın bir kabuk oluşturabilir. Özellikle güvenmediği insanlara karşı mesafeli durması, her şeyi anlatmaması ve kolay açılmaması oldukça tipiktir. Bu yüzden dışarıdan bakıldığında soğuk veya ilgisiz sanılması kolaydır. Oysa yakınlaştığınızda manzara değişebilir. Sevdiği insanın ses tonundaki küçücük bir değişikliği bile fark eden, gün içinde anlattığınız önemsiz bir ayrıntıyı haftalar sonra hatırlayan ve “Sen bunu seviyordun” diyerek karşınıza çıkan bir adam olabilir. Fakat bu hassasiyet bazen kendi başına da sorun çıkarır. Her şeyi bu kadar kişisel algıladığında, karşı tarafın hiç öyle bir niyeti olmasa bile kendisini kırılmış bulabilir. Siz sadece yorgun olduğunuz için kısa cevap vermişsinizdir; Yengeç erkeği ise akşam olmuş, “Bana karşı bir tavrı mı var?” sorusunu zihninde çoktan üç farklı senaryoya çevirmiş olabilir. Hassasiyet güzeldir ama bazen insanın kendi kendine kurduğu hikâyeler kadar yorucu başka bir şey de yoktur.
2. "Anamın Yemeği de Böyleydi" Modunun Kurumsal ve Değişmez Temsilcisi
Yengeç erkeğinin aile meselesi sıradan bir bağlılık seviyesinde kalmayabilir. Çocukluğundan kalan bir yemek tarifi, eski bir evin kokusu, annesinin yaptığı bir yemek ya da ailece geçirilen pazar kahvaltısı yıllar sonra bile onun için canlılığını koruyabilir. “Bizim evde böyle yapılırdı” cümlesini duyduğunuzda bilin ki nostalji departmanı açılmıştır. Özellikle annesinin yemekleri konusunda fazla iddialı olabilir. Bir yemeği çok güzel yaparsınız, gayet memnundur; sonra bir kaşık alıp “Annem biraz farklı yapardı” der. Ne kadar farklı? Belli değil. Neden farklı? O da belli değil. Ama annesinin yaptığı daha iyidir, konu kapanmıştır. Ailesine düşkün olması elbette güzel bir tarafıdır fakat ilişkisinin içine ailesini gerektiğinden fazla soktuğunda işler biraz karışabilir. Partnerinin “Biz de kendi düzenimizi kuralım” dediği yerde onun zihninde çocukluğundan kalma bir ev planı hâlâ çalışıyor olabilir. Yengeç erkeği için ev yalnızca dört duvar değildir; anı, alışkanlık, güven ve aidiyet duygusudur. Bu yüzden onunla bir yuva kurmak bazen gerçekten sıcak bir limana yerleşmek gibidir. Sadece o limanda annenin mutfağının da bir miktar söz sahibi olabileceğini baştan kabul etmek gerekebilir.
3. Alınganlıkta Nobel Ödülü Alabilecek Kadar Zengin Bir Dram Dünyası
Yengeç erkeğinin alınganlığı bazen tek başına bir sanat dalı haline gelebilir. Söylediğiniz cümlenin kendisinden çok nasıl söylediğinize, ne zaman söylediğinize ve söylerken yüzünüzde nasıl bir ifade olduğuna dikkat edebilir. Siz “Bugün biraz sessizsin” dersiniz; onun zihninde cümle başka bir yere evrilir: “Demek ki benimle konuşmak istemiyor.” Birkaç saat sonra neden böyle düşündüğünü sorduğunuzda konu çoktan dallanmıştır. Üstelik Yengeç erkeği her zaman gelip “Buna alındım” demez. Bazen içine kapanır, mesafeyi artırır, kısa cevaplar verir ve sizin sorunu kendiniz bulmanızı bekler. İşte bu kısım çevresindekiler açısından oldukça yorucudur. Çünkü telepati henüz resmi bir iletişim yöntemi değil. “Bir şey mi oldu?” dersiniz, “Yok” der. Yüzü ise “Var” diye bağırmaktadır. Sonra birkaç saatlik sessizlik gelir. O sırada siz ne yaptığınızı düşünür, o da sizin neden ne yaptığınızı anlamadığınızı düşünür. Böylece iki taraf da aynı odada birbirinden habersiz bir mahkeme kurar. Yengeç erkeği bazen açık açık konuşmayı öğrenmek zorundadır; çünkü karşısındaki insanın her sessizliğin şifresini çözmesi mümkün değildir.
4. Kıskançlıkta Silent Hill Modu: Sessiz Sedasız Ama İçten İçe Fırtınalar Koparanlar
Yengeç erkeği kıskandığında ortalığı ayağa kaldıran tiplerden olmayabilir. Hatta dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmamış gibi durabilir. İşte mesele de biraz burada. Sevgilisinin başka biriyle olan etkileşimini görür, yüzü hafifçe düşer, birkaç dakika sessizleşir ve hiçbir şey söylemez. Siz “Bir sorun mu var?” diye sorarsınız. “Yok.” Yine o meşhur “yok”. O sırada kafasının içinde olayın yönetmenliği, senaristliği ve kurgusu tamamlanmıştır bile. Kıskançlığının temelinde çoğu zaman kaybetme korkusu vardır. Sevdiği insanın hayatındaki yerinin sarsıldığını düşündüğünde içine kapanabilir veya tavır değiştirebilir. Fakat bunu sürekli kontrol etme ve hesap sorma haline getirdiğinde ilişki açısından çekilmesi zor bir yük oluşturabilir. Çünkü kimse her sosyal etkileşiminden sonra rapor vermek istemez. Yengeç erkeği bunu fark etmediğinde korumacılıkla kontrolcülük arasındaki çizgiyi kaçırabilir. Bir de üstüne “Ben sadece seni düşünüyorum” derse, karşısındaki insanın “Evet ama biraz da beni rahat bırak” deme hakkı doğar.
5. Sevdikleri İçin Canını Dişine Takan O Gizli Kahraman ve Koruyucu Prens
Bütün o alınganlıklara, kuruntulara ve zaman zaman kendi kabuğuna çekilme huyuna rağmen konu gerçekten sevdiği insanın başına bir şey gelmesi olduğunda Yengeç erkeğinin tavrı değişebilir. Normalde fazla konuşmayan adam bir anda çözüm üretmeye, koşturmaya ve işi kendi üzerine almaya başlayabilir. Hastalandığınızda başınızda bekleyen, eve gelirken sevdiğiniz tatlıyı hatırlayan, önemli bir gününüzü unutmayan ve sizin sevdiğiniz küçük ayrıntıları aklında tutan tarafı buradan gelir. Büyük laflardan çok küçük hareketlerle ilgisini göstermesi de mümkündür. Ama korumacılığının dozunu kaçırdığında bunu sevgiden ayırmak zorlaşabilir. “Sana bir şey olmasın” diye başlayan cümle, bazen “Neredesin, kimlesin, saat kaçta döneceksin?” sorgusuna bağlanabilir. Yengeç erkeğinin öğrenmesi gereken şeylerden biri de sevdiği insanı korumakla onun hayatını yönetmenin aynı şey olmadığıdır. Yine de gerçekten zor bir gününüzde yanında kimi görmek istersiniz diye sorulsa, Yengeç erkeği listenin üst sıralarında yer alabilir. Çünkü sevdiği insanı yarı yolda bırakmak ona göre değildir.
6. Aşk Hayatında Yengeç Erkeği: Güvenli Bir Liman mı, Yoksa Sürekli Rapor Verilen Bir Karargah mı?
Yengeç erkeği kolay kolay herkese kalbini açmayabilir. Güvenmek onun için önemlidir ve ilişkiye girdikten sonra da güven duygusunun devamını görmek ister. Bir ilişkiyi yalnızca heyecan üzerine değil, aidiyet üzerine kurmaya daha yatkındır. Beraber yemek yemek, evde vakit geçirmek, özel günleri hatırlamak, küçük alışkanlıklar oluşturmak onun için romantizmin önemli parçaları olabilir. Fakat bir kez bağlandığında duygusal ihtiyaçları da beraberinde gelir. “Beni hâlâ seviyor musun?” sorusunu gerçekten birkaç kere sorabilir. Bazen cevabı bildiği halde yine duymak ister. Siz “Daha az önce söyledim” dediğinizde de onun açısından mesele kapanmış olmayabilir. Çünkü Yengeç erkeği sevgiyi yalnızca bilmek değil, hissetmek ister. Fakat karşı tarafın sürekli onu sakinleştirmek, ikna etmek ve güven vermek zorunda kaldığı bir ilişki zamanla yorucu hale gelebilir. Yani Yengeç erkeği doğru insanla gerçekten sıcak, sadık ve güven veren bir partner olabilir; yanlış dengede ise ilişkiyi romantik bir yuva olmaktan çıkarıp nöbet çizelgesine çevirebilir. Bir de küsüp susma huyunu iletişimin yerine koymazsa tadından yenmez. Çünkü sevdiği insanın zihninden geçenleri tahmin etmesini beklemek, en duygusal adamdan bile zaman zaman küçük bir bilmece ustası çıkarır. Yengeç erkeğinin bütün meselesi aslında sevilmekten çok biraz da sevildiğinden emin olmaktır. Bunu güven içinde hissettiğinde o sert kabuğun altındaki adam ortaya çıkar; kedisine ninni söyleyen, eski fotoğrafları saklayan, sevdiği insanın sevdiği tatlıyı unutmayan ve evinde huzur olsun diye elinden geleni yapan o yumuşak taraf. Fakat biri o güveni sürekli test ederse, o tatlı adamın yerine günlerce konuşmayan bir kaya parçası da oturabilir.
